Mavi Bayrak Yalnızca Temiz Deniz Değil, Bütüncül Kıyı Yönetimi Göstergesidir
Doğu Akdeniz’in turizm merkezi olan Mersin’de 321 kilo metrelik sahil şeridinde 12 plaj Mavi Bayraklı plaj Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı listede yer alırken Mersin Üniversitesi DEBİM Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, kentin sahip olduğu uzun kıyı şeridi, doğal koyları ve Doğu Akdeniz’deki önemli konumuna rağmen Mavi Bayraklı plaj sayısının sınırlı kalmasının, yalnızca deniz suyu temizliğiyle açıklanamayacağını söyledi.
Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEBİM) Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, mavi bayrak sisteminin uluslararası ölçekte yalnızca “temiz deniz” kriterine dayanmadığını; çevre yönetimi, sürdürülebilir kıyı planlaması, düzenli su kalite izlemesi, atık yönetimi, can güvenliği, erişilebilirlik, çevre eğitimi ve altyapı sürekliliği gibi çok sayıda kriterin birlikte değerlendirildiğini ifade etti. Mavi Bayrak programının TÜRÇEV koordinasyonunda yürütülen uluslararası bir çevre kalite sistemi olduğunu vurgulayan Ayas, kriterlerin her sezon yeniden denetlendiğini söyledi.
Ayas, Mersin kıyılarının önemli bir bölümünün aynı zamanda liman faaliyetleri, yoğun yazlık yapılaşma, tarımsal üretim alanları, balıkçılık baskısı ve hızlı kıyısal kullanım değişimleriyle iç içe bulunduğunu belirterek, bunun bazı bölgelerde kıyı yönetimini daha karmaşık hale getirdiğini ifade etti. Özellikle Göksu, Berdan ve Seyhan gibi nehir sistemlerinin taşıdığı sediment yükü, besin tuzu girdileri ve kara kökenli kirlilik baskılarının dönemsel olarak kıyısal su kalitesini etkileyebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Deniz Ayas, Mersin kıyılarında çok sayıda doğal ve biyolojik açıdan değerli alan bulunduğunu ancak mavi bayrak sisteminin yalnızca doğal güzellik veya berrak suyla sınırlı olmadığını belirterek, “Bazı kıyılarımız ekolojik açıdan oldukça önemli ve korunmuş alanlar olabilir. Ancak mavi bayrak sistemi; düzenli altyapı yatırımı, sürekli çevresel izleme, sürdürülebilir işletme kapasitesi ve standardize edilmiş kıyı yönetimi gerektiriyor. Dolayısıyla mesele yalnızca denizin temiz olması değil, bu standartların uzun yıllar boyunca sürdürülebilir şekilde korunabilmesidir,” dedi.
Ayas, Antalya örneğinin ise uzun yıllardır turizm odaklı kıyı planlamasıyla geliştiğini belirterek, özellikle büyük ölçekli turizm tesislerinin bulunduğu bölgelerde arıtma altyapıları, çevre yönetim sistemleri, plaj işletme standartları ve düzenli denetim süreçlerinin uluslararası kriterlere göre yapılandırıldığını söyledi.
Antalya’daki birçok plajda cankurtaran sistemlerinin, engelli erişim altyapılarının, düzenli analiz programlarının ve çevre bilgilendirme sistemlerinin standart hâle geldiğini ifade eden Ayas, bu durumun mavi bayrak kriterlerinin sürdürülebilir şekilde korunmasını kolaylaştırdığını belirtti.
Mersin kıyılarında ise daha parçalı bir kıyı kullanım yapısının bulunduğunu kaydeden Ayas, bir tarafta doğal koylar, deniz çayırları ve nispeten korunmuş habitatların; diğer tarafta liman, tarım, sanayi ve yerleşim baskısının aynı kıyı sistemi içerisinde yer alabildiğini ifade etti. Özellikle yaz aylarında nüfus yoğunluğunun ani şekilde artmasının bazı bölgelerde altyapı üzerinde ek baskılar oluşturduğunu belirten Ayas, kıyısal planlamanın Doğu Akdeniz’de giderek daha kritik hale geldiğini söyledi.
Ayas ayrıca, mavi bayrak programında geçmiş yıllara ait çevresel performansın da önemli olduğunu belirterek, yalnızca tek sezonluk uygun sonuçların yeterli olmadığını ifade etti.
Düzenli bakteriyolojik analizler, atık yönetimi uygulamaları, çevresel eğitim faaliyetleri ve kıyı güvenliği kriterlerinin her yıl yeniden değerlendirildiğini söyleyen Ayas, bazı bölgelerde altyapı eksikliklerinin veya düzensiz kıyı kullanımının süreci zorlaştırabildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Deniz Ayas, Mersin’in sahip olduğu doğal koylar, deniz çayırları, lagün sistemleri ve biyolojik çeşitlilik alanlarıyla önemli bir ekolojik potansiyele sahip olduğunu belirterek, özellikle ileri biyolojik arıtma sistemleri, sürdürülebilir kıyı yönetimi, düzensiz yapılaşmanın kontrolü ve bilim temelli çevre planlamalarıyla önümüzdeki yıllarda mavi bayraklı plaj sayısının artırılabileceğini söyledi.
Ayas, Doğu Akdeniz’de iklim değişikliği, artan insan baskısı ve kıyısal kullanım yoğunluğu nedeniyle kıyı yönetiminin artık yalnızca turizm açısından değil, ekolojik sürdürülebilirlik açısından da stratejik önem taşıdığını belirterek, çevresel kalite ile turizm standartlarının birlikte ele alınmasının zorunlu hale geldiğini sözlerine ekledi.